Anılarıma Giriş


1951 yılının nisan ayının 23. günü Vırbitsa’ ya bağlı Karagözler Köyünden gönüllü ve Serbest Göçmen olarak göçtük Bulgaristan’dan Türkiye’ye.

Gönüllü geldiğimiz için mal varlığımızı bedelsiz olarak bırakmak zorunda kaldık Bulgaristan’a.

Serbest Göçmen olarak geldiğimiz için de Türk Hükümetinden bir talepte bulunmayacaktık.

Türkiye’de yaklaşık 30 yıl sürekli göç yaşadık yerleşik düzen kuruncaya kadar.

Zordu göçmen olmak…

Aynı Dil, aynı Gelenek ve Görenekler ve ortak Dini İnanışlar olmasına rağmen Bulgar muamelesi gördüğümüz zamanlar oldu.

Bulgar muamelesi görmek ise hayatımızı iyice zorlaştırmıştı.

Hangi kabul edilemez uygulamalar ve zorluklar vardı ki Bulgaristan’daki bütün mal varlığımızı bedelsiz olarak bırakıyor, cebimizde beş kuruş olmadan Serbest Göçmen olarak Türkiye’ye gidiyorduk?

Sorusunun yanıtını babam ”Dinimizi, gelenek ve göreneklerimizi kurtarmak için.” biçiminde vermişti.

Göçün temel nedeni uygulanan ”Asimilasyon” politikasıydı.

Dünyanın her yerinde uygulanan asimilasyon politikaları sonrasında ortaya çıkan sessiz çığlıklar vardır.

Kulaklarınız duymaz ama hissedersiniz. Hissettikleriniz beyninizi kemirir durur, yüreğinizi yakar, eritirler.  

Yaşam serüvenimizle birlikte, Göç ve göçmenliğin ne olduğunu ”ANILAR’’ başlığı altında bir yazı dizisi haline getirerek anlatmalıydım.

Türkiye, özellikle Balkanlardan gelen göçmenlerin ülkesiydi.

Geçmişimiz Balkanlardaydı.

Osmanlı İmparatorluğu da Rumeli kaynaklıydı zaten.

Geçmişimizi bilmek, geleceğimizi yönlendirmek açısından önemliydi.

Öyledir çünkü;

Bilmek, geleceği yönlendirmektir.

Geçmişini bilmeyenler geleceklerini kuramazlar…

  • Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir