AKINCI944

Türkiye ve Dünyada gezilecek çok yer var

Yerebatan Sarnıcı (22)

 

Yerebatan Sarnıcıİtalyan romancı, öykü yazarı ve şair Edmondo De Amicis İstanbul ve Türkiye gezilerini, 1874 yılında Türkçeye çevrilen 2 ciltlik Costantinopoli adlı eserinde anlatmıştır. Bu eserlerinden birinde;“Bir Müslüman evinin avlusuna giriyor, karanlık ve rutubetli bir merdivenin son basamağına kadar iniyor ve kendimi İstanbul halkına göre nasıl bittiği bilinmeyen Bizans’ın büyük Basilika Sarnıcı’nın kubbeleri altında buluyorum.
Karanlığın verdiği dehşeti daha da arttıran çivit renkli bir ışıkla yer yer aydınlanmış, yeşilimsi sular, kara kubbelerin altında kayboluyor, üzerinden sular sızan duvarları parlıyor ve her tarafta, budanmış bir ormandaki ağaç gövdeleri gibi gözün önüne dikilen bitmez tükenmez sütun sıralarını belli belirsiz ortaya çıkarıyor.” Diyerek Yerebatan Sarnıcı ile karşılaşmasını anlatmaktadır.

Yerebatan Sarnıcı (4)Kentin su ihtiyacını karşılamak üzere planlanan Yerebatan Sarnıcı, Doğu Roma İmparatorluğu’nun en parlak dönemi olan 6. yüzyılda, İmparator Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Uzunluğu 140 metre, genişliği de 70 metre olan sarnıcın toplam alanı 9 800 m2 dir. Sarnıçta 12 sıra halinde ve her sırada 28 sütun olmak üzere 336 mermer sütun bulunmaktadır. Birbirinden 4,90 metre aralıklarla yerleştirilmiş olan sütunların her birinin yüksekliği 9 metredir. Sütun başlıkları çoğunlukla korint ya da iyon karışımıdır.

Yerebatan Sarnıcı (10)Sayısı az olmakla birlikte, işlenmemiş dorik üslupta sütunlar da bulunmaktadır. Duvarlarının kalınlığı 4 metre olup, pişmiş tuğla ile örülmüştür. Tuğlaların üzeri de su geçirmez özelliği olan ve Horasan adıyla bilinen bir harçla sıvanmıştır.  Sarnıcı’nın suyu, İmparator Justinianus tarafından, kentin 19 km uzağında bulunan Belgrat Ormanlarından getirtilmiştir. Yerebatan Sarnıcı 1985 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek, 1987 yılında da müze olarak ziyarete açılmıştır.

Yerebatan Sarnıcı (11)Yerebatan Sarnıcı’nın gerçekten mükemmel bir atmosferinin olmasının yanı sıra, tarihi dokusu ziyaretçilerini hemen etkisi altına almaktadır .Sarnıçtaki su seviyesi 25 cm ve 1 m arasında değişmekteyken, içlerinde tombul balıklar bulunmaktadır. Günümüzde birçok görsel şölenle ışık gösterileri ve özel efektlerin yapıldığı sarnıçta konserler ve etkinliklere ev sahipliği yapıyor. sarnıca gelen birçok ziyaretçi suya para atarak dilek tutmaktadır. Bu arada uyarmakta fayda var, nem oranı astım hastalarının sağlığı açısından sakıncalıdır. Yerebatan Sarnıcı aslında uluslararası bir popülariteye de sahiptir.

Yerebatan Sarnıcı (20)Dan Brown, geçen yıllarda yayımlanan İnferno (cehennem) adlı romanında, sorularının yanıtlarını Yerebatan Sarnıcı’nda buluyor. Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya ve Kapalı Çarşı kitapta geçen yerler arasındadır. Yazar gerçekten buraları mükemmel anlatmış. Söylenceler çeşitli olsa da, turistlerin bakmadan geçemedikleri mekânların başında gelen Yerebatan Sarnıcı, uzun bir süre daha bu gizemini koruyacak gibi görünüyor.İstanbul’un en romantik tarihi mekânlarından biri olan Yerebatan Sarnıcı, kendi özellikleri kadar, içindeki iki Medusa başı ile de sırrını korumaya devam ediyor.

 

Medusa ve Gorgonlar

 

Yerebatan Sarnıcı (21)Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı, Roma Çağı heykeltıraşlık sanatının şaheser örneklerindendir. Bir yandan da, bu sütunları ekleyenler Hristiyan olduğu için putperestliğe gönderme olmasın diye Meduse başlarını ters ve yan koydukları tahmin ediliyor. Sarnıcın inşaatında 7.000 köle çalışmış ve 38 yılda bitmiştir. Bir söylentiye göre, sütunlar üzerindeki gözyaşları sarnıç inşasında ölen yüzlerce köleyi anlatır. 1453 İstanbul fethinden sonra, padişahlar Topkapı Sarayı’nın bahçelerine buradan su vermiştir.

Yerebatan Sarnıcı (22)Yaklaşık 1 470 yıllık tarihi ile birçok mitolojik efsaneyi de barındıran Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa başlarının sarnıca nasıl ve ne amaçla getirildiği konusu da hala sırrını korumaktadır. Genç Roma Çağı’na ait antik bir yapıdan sökülerek getirildiği sanılmaktadır. Bu romantik ortamın sırrının yıllardır çözülememiş olması Yerebatan Sarnıcı’na olan ilgi ve merakı artırmaktadır. 2012 yılında tam 2 milyon kişi tarafından gezilen sarnıçta iki ayrı Medusa başı bulunuyor. Kim tarafından, ne zaman ve hangi amaçla sarnıca konuldukları yolunda net bilgi bulunmayan başlar hakkında farklı söylenceler var. İstanbul, dünya tarihinin en önemli merkezlerinden biridir. Hal böyle olunca şehrin tarihi yapıları kadar bu yapılarla ilgili mitolojik efsaneler de kuşaklar boyunca aktarılarak bu günlere kadar gelmiş.

 

Medusa söylencesi 1

 

Yerebatan Sarnıcı (25)Yunan mitolojisinde Medusa, saçlarının yerinde kıvıl kıvıl yılanlar olan, kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahip bir dişi yaratıktır. Mitolojinin erken dönemlerinde Medusa’nın doğuştan canavar olduğuna inanılırken, geç dönem ozanları, vaktiyle genç ve güzel bir kız olan Medusa’nın tanrıça Athena’nın tapınağında deniz tanrısı Poseidon ile ilişkiye girdiği için Athena tarafından bir canavara dönüştürülmek suretiyle cezalandırıldığını söylerler. Medusa, Roma Çağı heykel sanatı eserleri olan heykel başları ile ilgili bir söylenceye göre, Yunan Mitolojisi’nde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgon’dan biridir. Yunan mitolojisinde gorgonlar, başlarında saç yerine keskin dişli canlı yılanlar olan dişi canavarlardır. Bu canavarlar Medusa,Eurvale ve Stheno olmak üzere üç kız kardeştiler. Bu üç kız kardeşten yalnızca Yılan Başlı Medusa ölümlüdür. Ancak, kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. Bu nedenle de öldürülmesi çok zor ve tehlikelidir. Gözlerine bakıp, taşa çevrilme ihtimali vardır. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgoların resim ve heykellerinin yerleştiriliyordu. Medusa’nın da bu düşünceyle buraya, Yerebatan Sarnıcına konulduğu sanılıyor.

 

Meduse söylencesi 2

 

Yerebatan Sarnıcı (29)Kâinatın, Tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, Medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine âşık eden bir kız yaşarmış. Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. Bu yüzden derlermiş ki; yeryüzünde bütün kadınlar bu güzelliği yüzünden Medusa’yı kıskanırmış. İşte bu güzel Medusa kendisine Tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş Tanrı Zeus’un en sevdiği kızı zekâ Tanrıçası Athena’ya ait bir tapınakta yaşarmış.

Yerebatan Sarnıcı (30)Athena’nın kocası Poseidon da ölümlü olan Medusa’ya âşık olmuş, ama tanrılar katında küçümsenmekten korktuğu için gizlemiş aşkını. Ancak, bu durumu öğrenen Athena, kıskançlıktan çılgına dönmüş. Karısından saklamasına ve inkar etmesine rağmen Poseidon Medusa’ya olan tutkusundan vazgeçememiş.Zorla da olsa Medusa’ya sahip olmuş. Dünyalar güzeli Medusa harap bir halde tapınakta kalmaya devam ediyormuş ama bu olayı Athena’nın duyması da fazla zaman almamış.

Yerebatan Sarnıcı (35)Athena, güçlü Poseidon’un bu yaptığı karşısında kendisini aşağılanmış hissetmiş. Bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş. Öyle hiddetlenmiş, öyle hiddetlenmiş ki Medusa’yı çok acı bir şekilde cezalandırmaya karar vermiş ve kendi kendine demiş ki “Öyle birden öldürmeyeceğim onu ve kardeşlerini, onlara da önce büyük acılar çektirmeliyim. Tıpkı benim çektiğim gibi.”Ve bu sinirle Medusa ve kız kardeşlerini birer ifrite çevirivermiş.

Yerebatan Sarnıcı (41)Dünyalar güzeli Medusa ve kız kardeşlerinin artık yüzleri o kadar çirkinmiş ki kimse bakmaya tahammül bile edemiyormuş. Medusa’nın gören herkesi bir mecnuna çeviren, en ufak bir yelde bile bütün telleri havalanan o güzelim saçlarının her bir teli bir yılana dönüşmüş. Bununla da yatışmayan Athena’nın siniri Medusa’ya yine de bakmaya çalışan herkesi o bakışların taşa çevirmesini sağlamış. Gel zaman git zaman Athena bu cezayla da yetinmemiş ve Medusa’yı öldürmek için Argos Kralı Akrisios’un kızı Danae’nin, Zeus’tan olma oğlu Perseus’la yani üvey kardeşiyle işbirliği yapmış. Perseus Medusa’ya büyü yapıldığını sanarak başını kesmiş, savaşlarda düşmana başını tutarak bir çok savaş kazanmıştır.
Yerebatan Sarnıcı haftanın yedi günü 09.00-18:30 saatleri arasında ziyarete açık olan sarnıç, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için 5 TL, turistler için 10 TL’dir.
Kaynaklar:
1)    Yerebatan Sarnıcı bilgilendirme panoları
2)    http://www.ibb.gov.tr/sites/ks/tr-TR/1-Gezi-Ulasim/muzeler/Pages/yerebatan-sarn%C4%B1c%C4%B1.aspx

1,732 total views, 11 views today

Share

About Akinci944

Emekli Fizik öğretmeniyim. Emeklilikte bana kalan zamanlarımı ülkemi ve çevremi tanımak, edindiğim bilgileri paylaşmak için siteler açıyorum. Güncel konular, ders notlarım, müzeler, köşkler, kasır ve saraylar, kitaplar ilgi alanlarımı oluşturuyor.

Popular Posts

Ayasofya Müzesi 2

  Ayasofya Müzesi, Hıristiyanlar tarafından dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilmektedir. ...

Piyerloti Kahvesi ve

    Benim için, Altın Boynuz Haliç ve çevresini yazma isteği Pierre ...

Yerebatan Sarnıcı

  İtalyan romancı, öykü yazarı ve şair Edmondo De Amicis İstanbul ...

Sirkeci Garı ve Ori

[caption id="attachment_806" align="aligncenter" width="614"] İstanbul gar Sirkeci[/caption]   İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ...

Gülhane Parkı ve G

Gülhane Parkı’nı ilk kez 1961-63 yılları arasında İstanbul Çapa İlköğretmen ...

Sponsors

  • Web Site Tasarımı
  • 30 GB FTP alanı
  • Website and logo design contests at DesignContest.net.
  • Reviews of the best cheap web hosting providers at WebHostingRating.com.